Mehmet karaburç



kilavuzu.com > kullanım kılavuzu > Evraklar

LİSELER İÇİN

HIZLI OKUMA

KILAVUZU

Mehmet KARABURÇ


2015


qwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüzxcvbnmöçasdfghjklşiqwertyuıopğüaswertyuıopğüasdfghjklşizx



Önsöz

Sevgili Okurlar,
Şu anki yaşınıza kadar hayatınızda kaç büyük başarıya imza attınız, hiç düşündünüz mü? İsterseniz şöyle bir düşünün. Peki bu başarılar size ne kazandırdı, hayatınızda ne gibi büyük değişikler sağladı? Başarınızın hayatınıza sağladığı kazancı ne kadar kullandınız ya da ne kadar kullanabileceksiniz? Başkalarının başarısını alkışladığınız oldu mu? Mutlaka olmuştur. Hatta gıpta ettiğiniz, özendiğiniz, belki de ulaşamadığınız nice başarıları başkaları yaşamıştır. Belki alkış tutmuşsunuzdur bu kişilere, belki de kıskanmışsınızdır bu kişileri.
İşte şimdi bu kitabı almakla ve şu an okumaya başlamakla kendi başarınızı yazmak üzeresiniz. Çünkü bu kitapla okuma hızınızı arttıracak, okumayı seveceksiniz. Hızlı okuyarak nice eşsiz bilgilere daha kısa sürede ve daha istekli, daha azimli ulaşabileceksiniz. Tüm bunlar da hayatınız boyunca kullanabileceğiniz başarıları yaşamanıza vesile olacaktır.

“Liseler İçin Hızlı Okuma Kılavuzu“nun yol göstericiliğinde okuma hızınızı 3-4 kat arttırarak, gireceğiniz sınavlarda 30dk - 45dk zaman kazanacaksınız. Hem sınavlarda zaman kazanmanın hem de aynı bilgi ile daha fazla net çıkarmanın zevkini yaşayacaksınız. SBS, YGS, LYS, KPSS ve ALES gibi sınavlarda, sınavı ortalama 30 dakika daha erken bitirerek, zorlandığınız sorular için daha fazla vakit ayırabileceksiniz. Böylelikle özgüveniniz gelişecek, sınav baskısından kurtulacak ve sınavlarda daha büyük başarı mutluluklarını yaşayacaksınız.

“Liseler İçin Hızlı Okuma Kılavuzu” sayesinde sınavlarda hızlı okuyup ve daha az yorularak kısa sürede daha çok soru çözebileceksiniz. Okuma konusundaki iç ve dış kabuklarınızı kıracak kendinizin bile inanamayacağı bir okuma performansı göstereceksiniz. Öğrenme, düşünme, algılama, değerlendirme, kavrama ve karar verme hızınızda şaşırtıcı bir gelişimi gözlemleyebileceksiniz.

Hızlı Okuma eğitimi almamış bir öğrenci sınavlarda ortalama olarak her soru için bir dakikalık zaman kullanmaktadır. “Liseler İçin Hızlı Okuma Kılavuzu” Programını günü gününe uygulayan kişiler, sınavlarda kendisine verilen süreden %15-%25 daha hızlı bitirir ve bu anlamda net sayılarında %10-%15 artış oluşur.Yine normalde bir kişinin okuma hızı 150 kelime ile 250 kelime arasındadır. “Liseler İçin Hızlı Okuma Kılavuzu” ile 600-750 kelimeyi bir dakikada okuma başarısını gösterebilecektir.

Bireylerin gelişmelerinde, hayata daha iyi hazırlamalarında çeşitli yollar vardır. Bu yolların ise en ucuzu, en etkili olanı kuşkusuz okumaktır. Okumak, bireyler için yeme, içme, nefes alma gibi temel bir ihtiyaçtır. Okuma sevgisini, zevkini kazanmış bir kişinin başaramayacağı hiçbir sınav yoktur.

Öğrenmede en etkili yöntem ise tekrar etmektir. Bir davranışın alışkanlık haline gelmesi için en az 21 gün boyunca tekrar edilmesi gerekmektedir. Bu kitaptaki egzersizleri en az 21 gün boyunca tekrar ederseniz okuma ve anlama yüzdenizde belirgin bir artış görülecektir. Hedefe ulaşabilmemiz için tek şart, en az 21 gün boyunca aralıksız olarak kitabımızdaki egzersizlerin aksatılmadan yapılmasıdır.

Sizin de başarı hikayenizi www.okumakilavuzu.com sitemizde okumak istiyoruz. Hep birlikte başardığımızı görmek dileğiyle şimdiden kolay gelsin.

Sevgi ve başarı dolu dileklerimle…

Mehmet KARABURÇ

Birinci Bölüm

21 SORUDA

HIZLI OKUMA KILAVUZU

1) ŞU ANKİ OKUMA HIZIM KAÇTIR?
Kitaba başlamadan önce lütfen “Dönüşüm” adlı metni saat tutarak okuyunuz ve aşağıdaki formül yardımıyla dakikada kaç kelime okuduğunuzu belirleyiniz.


Okunan Sözcük Sayısı


/

Okuma Süresi:

(Saniye)


X


60


=

Ortalama

Kelime/

Dakika




/




X

60

=




HEDEFİM:……………………


D Ö N Ü Ş Ü M
“Dönüşüm…” Hani kazık çakmışçasına yaşarız ya, dünyada! Ama aslında çok güvendiğimiz gençliğimiz, diriliğimiz, gücümüz kuvvetimiz bunların hepsi pamuk ipliğine bağlı birer kavramdır. Bir gün ansızın ateşli bir hastalıkla ya da bir trafik kazasıyla sahip olduğumuz tüm melekelerimize –aklımıza bile- veda edebiliriz aslında. Sıcak bir şeyin dökülmesiyle herkesin ağzının suyunu akıtıp hayran bırakan güzelliğimiz heba olabilir. Ani bir tansiyon yükselmesi, can sıkıntısı ya da şeker komasıyla felç kalabiliriz. Gerçek sahibini, bize vereni hiç düşünmeden ve ona hiç şükretmeden sadece bize verdiklerinin sefasını sürerek yaşadığımız hayatımız bir anda allak bullak olabilir.

Belki işte böyle “dönüşüm”ü yaşamak, çevremizdekilerin ipliğinin pazara çıkması anlamına gelir. Sağ salim, güçlü kuvvetli, eli ayağı tutan bir bireyken kalabalık olan çevreniz zamanla seyreldikçe seyredilir. Yediğiniz, içtiğiniz, en güzel zamanlarınızı beraberce geçirdiğiniz insanlar için artık eşit şartlarda değilsinizdir çünkü. Tutmayan elleriniz, ayaklarınızla başkasının üzerinden geçinen konumuna düşmüş bir asalaksınızdır. Her daim bakımının yapılması gereken bir “iş”sinizdir sadece. Çoğu felçli hasta “Ben yatağa bağlı bir hayat yaşamaya başladıktan sonra sadece vücudumla ilgili eksiklerim olmasına rağmen kimse benimle konuşmuyor. Etrafımda halimi hatırımı soran, benimle sohbet eden nerdeyse kalmadı.” şeklinde yakınmıştır.

Gregor Samsa, hayatı hep vermekle, başkaları için fedakârlık etmekle geçmiş insanların bayraklaşmış hali. Bir gün vericiliğinizi kaybedip alıcı konumuna düşünce şartların nasıl adaletsizce değiştiğinin bir göstergesidir.

Sizi çok sevdiğini söyleyip akşam sabah yanınızda olanların birer birer adeta kaçacak delik aradıklarının bir ispatı.

Gregor Samsa okunurken kahraman genelde kendisini onun yerine koyar. Belki bu da bir hataydı. Biraz da etrafındakilerin yerine koyarak düşünelim. Ve kendimize soralım: Gerçekten vermeyene de verebiliyor muyuz, diye.
2) HIZLI OKUMA NEDİR?

Okuma nedir? Okuma, harfleri tanıyarak bunların bağlı bulunduğu dil birimlerini yazıda ayırt edebilme becerisidir. Peki hız nedir? Çabukluk, sürat. Bu tanımlar Türk Dil Kurumu’nun Türkçe Sözlük’te verdiği tanımlardır.

Okuma denince aklınıza hep olumlu çağrışımlar gelir: Okul okumak, türkü okumak, roman okumak, fal okumak, Kuran okumak… Hız denince ise aklınıza hep olumsuz çağrışımlar gelir: “Acele işe şeytan karışır”, “Hız felakettir” vs… Sonu olumsuz, kötü, feci olabilecek eylemleri elbette ki yavaş yapmalıyız. Fakat sonunda iyilik, güzellik olabilecek eylemleri de hızlı yapmalıyız.

Peki hızlı okuma nedir? Hızlı okuma, gözlerimizin beynimizle aynı hızla hareket etmesidir. Yoksa bir metni acele acele okumak değildir. Gözlerimizin hızlı görmesini sağlayarak beynimizle uyumlu hale getirmektir. Sadece gözleriyle okuyan bir kişi dakikada en fazla 200 kelime okuyabilir. Bir düşünün lütfen, iki harften oluşan bir kelimeyi art arda hızlı bir şekilde söyleyerek bir saniyede kaç kez söyleyebilirsiniz? Herhalde cevabınız en fazla üç. O halde bu mantığa göre dakikada en fazla gözlerinizle okursanız en fazla dakikada 200 kelime okuyabileceksiniz. Oysa beyniyle okuyan bir kişi dakikada 600 kelime okuyabilir. Hem gözlerini, hem de beynini aktifleştiren bir kişi dakikada 800-1000 kelime hatta daha fazlasını okuyabilecektir. İşte “Hızlı Okuma” denilen şey budur. Kısacası hızlı okuma, göz tembelliğimizi sona erdirip gözlerimizi beynimizle uyumlu hale getirmektir.
3) OKUMA HIZI NASIL ÖLÇÜLÜR?

Okuma hızını yaklaşık olarak ya da kesin sonuç olarak ölçmenin iki yolu vardır.

  1. Aşağıdaki formülü uygulayarak okuma hızınızı kesin olarak belirleyebilirsiniz.

Dakikadaki Kelime Sayısı =

(Toplam Kelime Sayısı / Saniye Olarak Süre) x 60


  1. Okuma hızınızı yaklaşık olarak ölçmek için aşağıda yönergeleri sırasıyla uygulayınız.


Daha önce hiç okumadığınız bir kitaptan üç sayfayı süre tutarak okuyunuz ve okuma sürenizi saniye olarak belirleyiniz. Okuduğunuz üç sayfada bulunan kelimeleri tek tek sayınız. Okuduğunuz metindeki toplam sözcük sayısını, saniyelerle belirlediğiniz okuma sürenize bölünüz.Sonucu 60 ile çarpın. Çıkan sonuç sizin bir dakikada okuduğunuz sözcük sayısıdır.

Örneğin üç sayfalık bölümü 4 dakika, 30 saniyede okudunuz. Bu süreyi saniyeye çevirirsek 270 yapar. Okuduğumuz üç sayfalık bölümde 810 kelime olduğunu varsayalım. Okuduğunuz metindeki toplam sözcük sayısını, yani 810’u, saniyelerle belirlediğiniz okuma sürenize yani 270’e böldüğümüzde sonuç 3 çıkar. Bunu da 60 ile çarptığımızda sonuç 180 çıkar. Demek ki dakikada ortalama 180 kelime okumuşuzdur.
4) NEDEN HIZLI OKUMALIYIZ?

Günümüzde okunacak materyal sayısı artmaktadır. İnsanların öğrenme isteklerine zamanlar yetersiz kalmaktadır.

yardımıyla askerlerin göz algılama hızlarını artırdılar. Savaş sonrası bu teknik Amerikalılar tarafından okumaya uyarlandı. Böylece “hızlı okuma” ortaya çıkmış oldu. Ülkemizde ise hızlı okuma 1980’li yıllarla birlikte rağbet görmeye başladı.
19) KİTAP OKUMAMA SORUNLARI VE ÇÖZÜMLERİ NELERDİR?

Başladığınız bir kitabı yarım bırakıyorsanız iç disiplin ve heyecan sorununuz var. Okumaya başladığınız kitabı biraz okuduktan sonra okuma heyecanınızı yitiriyorsunuz. Bu durumda macera türü kitapları okuyarak kendinizi düzeltebilirsiniz. Okunacak kitabın kalınlığı gözünüzü korkutmasından ya da emanet aldığınız kitabı söz verdiğiniz güne kadar yetiştirememe kaygısı veya zihni karmaşanızdan dolayı stres yaşıyor da olabilirsiniz. Daha ince kitaplar okuyarak bu stresinizi yenebilirsiniz. Tembellik, kitap okuma amacının belirsizliği de bir başka unsur olabilir.
20) KİTAP OKUMAK İÇİN ZAMANINIZ YOK MU?

Kitap okumak için zamanınız yoksa sizin zaman sorunundan çok plansızlık sorununuz vardır. Okuma alışkanlığınız olmadığından kendinize kitap okuma için planlama yapamıyorsunuz. Oysa kitap okumanızı öncelikleriniz arasına alarak zaman ayırabilirsiniz.
21) KAÇ GÜN SONRA HIZLI OKUYABİLİRİM?

Kitabımızdaki egzersizleri en az 21 boyunca ara vermeden uygularsanız okuma hızınızda en az 2-3 kat artış olduğunu göreceksiniz. Bu kitabı almakla hızlı okuma isteğinizi ortaya koymuşsunuz. Şimdi tek yapmanız gereken bir an önce başlamak ve azimle uygulamaları yapmak. Şimdiden kolay gelsin…

İkinci Bölüm


GÖZ EGZERSİZLERİ


En iyi kitapların okunması, geçmiş yüzyılların en büyük insanlarıyla konuşmak gibidir. (Descartes)



GÖZ EGZERSİZLERİ – 1

Aşağıda verilen tablonun köşelerinde yer alan resimlere her biri üç dakika süreyle başınızı oynatmadan sırasıyla saat yönünde, saat yönünün tersinde, soldan sağa, yukarıdan aşağıya ve çapraz olmak üzere gözlerinizi hızlıca hareket ettiriniz.









GÖZ EGZERSİZLERİ – 4

En az beşer dakika süreyle aşağıda verilen daireleri ok yönünde en az üç defa ara vererek takip ediniz.

GÖZ EGZERSİZLERİ – 11

Aşağıdaki verilen satırları sayfanın tam ortasındaki çizgiye bakarak sağında ve solunda bulunan harfleri ya da kelimeleri önce SESLİ olarak üç defa, daha sonra ise yine çizgiye bakarak SESSİZ olarak üç defa okumaya çalışınız.
Gül

İstasyon

Adamın ayakkabısı

Yolda yürüyen yayalar

Osmaniye’nin havası ve suyu

Türkiye’nin istikrarı herkesin dilinde

Başarılı olmak için disiplinli olmak gerekir

Mental aritmetik kurslarının öneminin

Dikkat dağınıklığımızın sonu

Yağmurun sesini duy

Yol parasını ver

Anladım ki

Gel
GÖZ EGZERSİZLERİ – 16
Gözlerinizi A’den başlayarak sırasıyla Z’ye kadar başınızı oynatmadan günde en az 3 defa 3’er dakika süreyle hareket ettiriniz.


A




B

C




D

E




F

G




H

I




İ

J




K

L




M

N




O

Ö




P

R




S

Ş




T

U




Ü

T




V

Y




Z

Üçüncü Bölüm

METİN OKUMA EGZERSİZLERİ


Okuyarak dünyamızı, tarihimizi ve kendimizi keşfederiz.

(Daniel J.Boorstin)


METİN OKUMA EGZERSİZLERİ – 8

Aşağıdaki metinde bazı kelimelerin altı çizilmiştir. Başınızı oynatmadan gözlerinizi sağa sola hareket ettirerek günde en az 3 defa önce altı çizili kelimeleri, sonra da diğer kelimeleri okuyunuz.
KENDİ BEDENİMİZ

Adamın biri şöyle bir gezinmek için köyün dışına doğru yürür. Ancak köyün çıkışında karşısına bir yılan çıkar. Yılan adamı sokup zehiriyleöldürmek ister. Adam yılana yalvarır yakarır kendisini affetmesini ister. Adamın yalvarmalarından biraz insafa gelen yılan adama şöyle bir teklifte bulunur. “Seninle yürüyüşe devam edeyim. Karşımıza çıkan üç varlığa durumu anlatalım. Eğer seni affetmemi isterlerse affederim. Ama affetmemi istemezlerse seni affetmem ve hemen oracıkta zehirlerim.” der. Adam, çaresiz bir şekilde yılanın bu teklifinikabul eder. Başlarlar birlikte yürümeye. Çok geçmeden karşılarına bir göl çıkar. Yılan göldeki sulara durumu özetler. Gölün suyu birden dile gelerek “Öldür gitsin!” diye bağırır. Adam şaşırır ve göle sorar: ”Ben size ne yaptım da ölmemi istiyorsunuz?” Gölün aynı ses tonuyla adama cevap verir: ”Sen insansın, biz insanlara her konuda yardım ederiz. Bizimle temizlik yaparsınız, içersiniz. İnsanoğlu için su demek hayat demek. Susuz bir hayat yaşayamazsınız. Bu kadar önemli olmamıza rağmen suyu boşa akıtırsınız, israf edersiniz, kaynaklarımızı kurutursunuz. Kısaca bizim değerimizi bilmiyorsunuz, bu yüzden ölmeni istedik.” der. Adam bu sözlere karşı bir savunma yapamaz.Yılanla birlikte tekrar yürümeye başlarlar. Bu kez karşılarına bir orman çıkar. Adam hemen ormandaki ağaçlara durumunu anlatır ve hayatını kurtarmasını ister. Fakat adam umduğunu bulamaz yine. Ormandaki ağaçlarda yılana adamı öldürmesini isterler. Adam yine şaşkınlıkla bu kez ağaçlara sorar kendisinin neden öldürülmesini istediklerini. Ağaçlar ise insanların beşikten tabuta kadar her şeylerini ağaçtan yaptıklarını, temiz hava verdiklerini buna rağmen insanların ağaçları keserek, yakarak ağaçları yok ettiklerini bundan dolayı dacezalandırılmasını istediklerini söylediler. Ormandaki ağaçlardan da istediği cevabı alamayan adam çaresiz bir şekilde yılanla yolculuğuna devam ederler. Korku dolu yolculukta çok geçmeden karşılarına bir yaşlı insanın çıkmasıyla dururlar. Bu kez yılan durumu yaşlı kişiye anlatır. Yaşlı kişi de beş tane çocuk yetiştirdiğini, büyüttüğünü; çocuklarını için her şeyi yaptığını fakat çocuklarının kendisine bakmadıklarını, hor gördüklerini söyleyerek yılandan adamı öldürmesini ister. Gerçekten de biz insanların en başta bizi yoktan var eden yüce yaradana karşı görevlerimiz var. Annemize, babamıza;vatanımıza, milletimize; toprağa, suya, doğaya karşı sorumluluklarımız var. Ama maalesef tüm bunları çoğunlukla ihmal ediyoruz. Unutmayalım ki bizim dışımızdaki her şeyi yok saysak, umursamasak bile yok sayamayacağımız bir varlık var: Kendimiz. Kendi bedenimizin ve ruhumuzun ihtiyaçlarını karşılamalı, onu hem bu dünyaya hem öbür dünyaya en iyi hazırlamalıyız. Bu beden ve ruh ne kadar mutlu olursa biz de o kadar mutlu olacağız ya da tam tersi nekadar acı çeker, sıkıntı görürse biz de o kadar acı çekip sıkıntıgöreceğiz. İnsanlar hep başkaları için yaşarlar. Hayatlarını başkalarınagöre yönlendirirler. Başkalarının başarısını alkışlar, seviniriz. Oysa gerçek mutluluk kendi bedenimizin, ruhumuzun başarısıdır. Bırakın başkaları bizi izlesin. Artık başkalarının başarısını alkışlamayalım, başkaları bizim başarımızı alkışlasın.

METİN OKUMA EGZERSİZLERİ – 9
Aşağıdaki metinde bazı kelimeler siyah yazılmıştır. Başınızı oynatmadan gözlerinizi sağa sola hareket ettirerek günde en az 3 defa önce altı siyah kelimeleri, sonra da diğer kelimeleri okuyunuz.
Annelik çocuğu karnında taşımak değil, yüreğinde taşımaktır. Son zamanlarda yazılı ve görsel basında sıkça rastlar olduk: annesi tarafından terk edilen, sokağa bırakılan ya da değişik ihmallerle çocuğuna zarar veren anneleri. İşim gereği de bu tür vakalara tanıklıkediyorum.

Geçenlerde bu olayın kahramanı olarak gazetelerden bir öğretmene rastladık. Öğretmen hanım, çocuğunu eve koyarak bayram tatiline gidiyor. Az değil dokuz günlük tatil. İşi, eğitimi ne olursa olsun, bence kadın her yerde kadındır. Doğurma görevi kadınaverilmiştir. Ancak her doğum yapan kadın anne olamıyor. İster istemez karnında bebeğinidokuz taşısa da maalesef yüreğinde taşıyamıyor. Annelik çocuğu karnında taşımakla bitmiyor Asıl ondan sonra başlıyor annelik. Bunu kaç kadın günümüzde başarabiliyor dersiniz?

Bir de çalışan anneler var. İşi için çocuğunu bir yakınına ya da bakıcıya bırakan anneler. Çocuk mu, iş mi? Elbette şimdi herkes çocuğum diyecektir. Ama öyle olmuyor işte. Kadın ekonomik, sosyal özgürlüğünü kazanmak için çocuğunu başkalarına bırakıp –bence bu da bir terk etmedir- işe gidiyor. Çocuk, başkalarının eliyle, diliyle yetişiyor. En önemlisi de başkalarının kokusuyla! Oysa bir çocuk için en önemli ihtiyaç maddesi anne kokusudur. Çocuk bu duygudan yoksun kalmakla aslında hayatta birçok şeyden yoksun kalıyor. Kadın para kazanarak belki çocuğunun odasını çeşitçeşit oyuncaklarla, markakıyafetlerle dolduruyor ama anne sevgisiyle o çocuğun yüreğini dolduramıyor. Çocuk anneye bağımlı olacakken anneden bağımsız yaşıyor. Ya da bir başka açıdan değerlendirdiğimizde çalışan anne, evde eşine, çocuğuna bağımlı yaşayacakken bağımsız yaşıyor. Çünkü çalışan anne, dış alemde başka şeylerle tanışıp yüreğini onlarla dolduruyor. İnternetten alışverişçılgınlığı, sosyal sanal alem… Tüm bunlar çocuğu anneden, anneyi de çocuktan uzaklaştırıyor.

Çalışan kadın ister istemez anne, eş, işçi veya memur gibi pek çok rolleri oynamak zorunda kalıyor aynı gün içinde. Kadınlar, bu birbirinden farklı ve bazen de birbiriyle çatışanrolleri, erkeklere oranla daha mücadeleci, azimli ve inatçı yapıları en güzel şekilde oynamaya çalışmaktadırlar. Zaman zaman tüm bu rollerin çatışmasından kaynaklanan sorunlar nedeniyle tükenmişlik sendromu yaşayan ve rollerine yetişememekten yakınan, suçluluk duygusu duyan kadınlar psikologların ve anne baba koçlarının kapısını çalıyorlar.


Evet, kadınlarımızın işi her zamanki gibi yine zor. Bir kadın, çalışmaya başlamadan önce hem iş hayatını hem de ev hayatını ikisini bir arada götürmenin muhasebesini yapmalıdır. Eğer ikisini bir arada götürmeyi gözü kesiyorsa iş hayatına girmelidir. Yoksa eşine, özellikle de çocuklarına karşı ciddi bir vebal altına girecektir. Belki de en önemlisiayaklarının altındaki cennetiyok edeceklerdir.
METİN OKUMA EGZERSİZLERİ – 12
Aşağıdaki paragraflarda, paragrafın başında verilen kelimeden kaç tane olduğunu bularak kutucuklara yazınız.


MENTAL:

ABAKÜS:

BONCUK:


(M E N T A L )

Son zamanlarda eğitim sektöründe yeni bir iş baş gösterdi: Mental Aritmetik. Kısa zamanda velileri büyüsüyle etkileyen mental aritmetik, abaküs adı verilen tabiri caizse oyuncaklarda bulunan boncuklarla hesap yapma sanatı. Mental aritmetik hem eğlenceli, hem eğitici, hem de düşündürücü. Peki Türkiye’de mental aritmetiğin işi tutar mı? Aslına bakılırsa bu sorunun cevabı evet ama mental işinin uzun soluklu olmayacağı kanısındayım. Çünkü mentalcilerin taahhüt ettiği gibi hızlı işlem yapabilmek için yıllar süren yoğun bir eğitimi gerektiriyor. Bu yoğun çabayı da hem çocuklar vermiyor, hem de veliler için uzun bir eğitim sürecini kapsadığı için oldukça masraflı bir eğitim olacaktır. Televizyonlarda mental aritmetikte özel olarak yetiştirilmiş çocukların gösterilerine hayran kalan veliler kendi çocuklarındaki gelişimi yetersiz bulabiliyorlar.
( A B A K Ü S)

Abaküs, dünyanın en eski hesap makinesi olarak kabul edilmektedir. Tahminlere göre abaküs, yazının bulunmasından bile daha önceki tarihlerden beri kullanılmaktadır. Abaküs eski Roma döneminde iyice yaygınlaşmış, 18. yüzyılda Arap rakamlarının getirdiği aritmetiğe tamamen yenik düşünceye kadar Ortaçağ Avrupası günlük yaşamının önemli bir parçası olmuş, daha sonraları da Uzakdoğu’da kullanılmaya devam etmiştir. Şimdilerde ise Amerika yeniden keşfedilmiş misali şehrimizin çeşitli yerlerine mental aritmetik kursu açılarak çocuklara abaküsü kullanma, boncuklarla hesap yapma sanatı öğretilmeye çalışılmaktadır.

(B O N C U K)

Boncuklarla hesap yapma sanatı günümüz aritmetiğinden çok farklı değil aslında. Her iki yöntemin de birbirlerine göre üstün tarafları var. Boncuklarla hesap yapma sanatı ile tecrübeli bir abaküs kullanıcısı oldukça hızlı işlem yapabiliyor ama bu düzeye erişmek yıllar süren yoğun bir eğitimi gerektiriyor. Çin, Japonya, Eski Roma ve Ortaçağ Avrupası’nda kullanılan abaküslerde onluk tabanın yanında bir de beşlik alt taban bulunuyor. Çin abaküsü olan “suanpan”da her sırada beşer sayı değerinde iki boncuk; birer sayı değerinde beş boncuk bulunmaktadır. Japon abaküsü “soroban”da ise her sırada beşer sayı değerinde bir boncuk; birer sayı değerinde dört boncuk bulunmaktadır. Abaküste toplama ve çıkarma yapmanın doğal yöntemi basamak değerini göz önünde bulundurarak boncukların yerlerini değiştirme esasına dayanıyor.

METİN OKUMA EGZERSİZLERİ – 13
Aşağıdaki paragraflarda, paragrafın başında verilen kelimeden kaç tane olduğunu bularak kutucuklara yazınız.


ÇOCUK:

ERGENLİK:


( Ç O C U K )

Çocuklarımız kimin? Bir öğretmen arkadaşım “Boyu senin boyuna ulaşana kadar senin çocuktur ama boyu senin boyunu geçtiği zaman çocuklar artık bizim değildir!” demişti. Akasından da devam etmişti: “Çocuklarımız ergenlik çağına kadar bizim, ergenlikten sonra televizyonun, bilgisayarın, internetin, cep telefonunun, çevrenin çocukları oluyorlar!” demişti. Bu sözlerin doğruluk payı olsa da yanlış olan pay daha büyüktür bence. Evet, ergenlik çocuklarımızda büyük değişimlerin yaşandığı bir dönemdir. Bu değişimlerin sonucu olarak da çocuklarımızın davranışlarında farklılıklar görülür. Bu farklılıklar da bilinen gerçeklerdir. İşte ergenlikle beraber ebeveynler için yeni birtakım görevler düşüyor çocuklar için. Ama maalesef ebeveynlerin birçoğu bu görevlerini yapmadıkları için sorunlar yaşanıyor.

( E R G E N L İ K )

Ergenlikle birlikte ebeveynler çocuklarındaki davranış farklılıklarını doğru anlamaları yani derslerine iyi çalışmaları gerekir. En tahsilli anne babalar bile ergenlik döneminin özellikleri bilmiyor, öğreniyor ya da göz ardı ediyor. Ergenliğin özelliği bilinmeyince çocukları anlamak zorlaşıyor ve sorunlar da başlıyor.

  Ergenlikle birlikte çocuklarımızın gerek devlet gerekse yaratıcı nezdinde sorumlu olma dönemi başlamak üzeredir. Ergenlikte en başta fizyolojik ve duygusal değişim ve gelişimler yaşanır. Bunların doğal sonucu olarak kendini artık bağımsız bir birey olarak görür. Kendini bağımsız bir birey olarak gördüğü için de asilik, başkaldırı, farklı kıyafetler giyme isteği, farklı saç tipi, odaya kapanma, kapı kilitleme, kendi fikrini doğru fikir olarak görme, genel tembellik hali, sakarlık, unutkanlık, istikrarsızlık, marka tutkusu gibi anne babaların kabullenemediği bazı davranışlar gösterebilirler.

Aslında ergenler davranışları ile içinde yaşadıkları dönemin özelliklerini bizlere aktarıyorlar. Sözlü olarak ifade edemediklerini davranışları ile aktarıyorlar. Anne babalara düşen görev ise bu davranışların ardındaki ihtiyaçları ve dinamikleri fark ederek anlayış, şefkat ve merhametle yol gösterici olmak. Zira bu dönemde ergenin en çok ihtiyaç duyduğu şey şüphesiz eleştirilmek değil anlaşılmaktır.

METİN OKUMA EGZERSİZLERİ – 17

Aşağıdaki parçayı süre tutarak okuyunuz ve soruları cevaplayınız. Dakikada okuduğunuz kelime sayısını ve anlama yüzdenizi hesaplayınız.

SÖZCÜK SAYISI : 219

OKUMA SÜRESİ:

ANLAM YÜZDESİ:


Sevgi ve Dostluk

Sevgi, saygı, merhamet, dostluk… Ben soyut kavramları çok seviyorum. Aslında maddi varlığımızı zora sokan şeyler maddi kavramları elde etmek için verdiğimiz mücadelelerdir. İnsanoğlu günümüzde maalesef ya maddi kavramlara sahip olmak için ya da maddi olanakları olan mevkilere, makamlara, unvanlara ulaşmak için ömrümüzü harcıyoruz. Oysa insanı insan yapan, onu diğer canlılardan ayıran en önemli özellik maddi varlığından ziyade onun manevi atmosferidir.

Maddi atmosferdeki her türlü dalgalanmaları dakikası dakikası takip ediyoruz. Öyle ki doların, altının, borsanın yükselişi ya da düşüşü çoğu zaman bizim tansiyonumuzu, şekerimizi, ateşimizi yükseltiyor ya da düşürüyor. Manevi atmosferimizdeki dalgalanmalardan, sarsıntılardan değil başkalarının çoğu kez kendimizde fark edemiyoruz. Hani bazı depremleri hissetmemişsizdir ya onun gibi.

Çevremizdeki insanlara en çok ihtiyacın var diye sorsak eminim ki cevap birçoğunda paradır. Oysa en çok sevgiye, dostluğa ihtiyacımız vardır bana göre. Dostluk, sevgiyle kurulan bir şeydir. Zaten en sağlam temeller, sevgiyle atılan temellerdir. Ruhumuzun beslenmesi için bu duygulara ihtiyacımız vardır. Bunları önemsemeyen insanın kalbi taş olur. Taş kalpli insandan da her şey beklenir. Bu nedenle yakınımızdaki insanları sevgiden mahrum etmeyelim ki hayatımız karamsar olmaktan çıkıp, umut ve sevgi dolu olsun. Sevgi, dostluk, merhamet ahlâkî davranışların temelinde de önemli yer tutar. Kalbi sevgi ile dolu olan Hz Muhammed şöyle buyuruyor: "Merhamet edenlere, Allah da merhamet eder" , "Birbirinizi sevmedikçe olgun mü'min olamazsınız" Kalplerdeki sevginin göstergesi insanlara iyilik yapmak, şefkat ve merhametle muamele etmektir.


OKUDUĞUNUZ METNE GÖRE AŞAĞIDAKİ SORULARI CEVAPLAYINIZ. (HER SORU 10 PUANDIR.)

NO

SORU

D

Y

1

Maddi varlığımızı zora sokan şeyler maddi kavramları elde etmek için verdiğimiz mücadelelerdir.







2

İnsanoğlu günümüzde manevi kavramlara sahip olmak için ömrünü harcıyor.







3

İnsanı insan yapan, onun manevi atmosferidir.







4

Maddi atmosferdeki her türlü dalgalanmaları dakikası dakikası takip ediyoruz.







5

Borsanın yükselişi ya da düşüşü ateşimizi yükseltebilir.







6

İnsanlar, bazı depremleri hissetmemiştirler.







7

Çevremizdeki insanlara en çok ihtiyacın neye var diye sorsak eminim ki cevap birçoğunda sağlıktır.







8

Dostluk, sevgiyle ve parayla kurulan bir şeydir.







9

En sağlam temeller, sevgiyle atılan temellerdir.







10

Taş kalpli insanlardan hiçbir şey beklenmez.









sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

Mehmet karaburç iconT. c mehmet akif ersoy üNİversitesi

Mehmet karaburç iconT. C. Mehmet akif ersoy üNİversitesi

Mehmet karaburç iconGÖLCÜk fatih sultan mehmet anadolu lisesi

Mehmet karaburç iconMehmet Yücel TÜrk idari ve Mali İşler Daire Başkan V

Mehmet karaburç iconKocaeli BÜYÜKŞEHİr belediyesi mehmet ali kağITÇi yeniLİKÇİ tasarimlar proje yarişmasi

Mehmet karaburç iconAhmet Deniz Korkmaz, Işıl Kaçar, Mehmet Melih Kalli ve Hatice Tuğçe Aydın

Mehmet karaburç iconŞEHİt mehmet öter mesleki ve teknik anadolu lisesi Yİyecek iÇecek...

Mehmet karaburç iconMehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Eğitim...


kullanım kılavuzu





© 2000-2018
kişileri
kilavuzu.com
.. Ev