“Mevcut müesseseleri zorla değiştirmek, son asırlardaki kurumları yıkarak yerine milletin en yüksek medeni icaplarına göre ilerlemesini sağlayacak yeni kurumları kurmaktır.”



sayfa1/8
  1   2   3   4   5   6   7   8
BÖLÜM 1: KAVRAMLAR

 

1. İNKILAP KAVRAMI

 

İnkılap, halk hareketiyle mevcut düzenin zor kullanılarak yıkılması ve yıkılan düzenin yerine yeni bir düzenin kurulmasıdır. Devrim veya tekâmül, ıslahat ve ihtilâl, inkılabın bir safhasını teşkil eder.

İnkılabın nihai hedefi, iktidardakileri ve devletin organizasyonunu değiştirmek olduğu kadar, sosyal kuvvetlerin ilişkilerini değiştirmek ve ihtiyaçlara göre hukuk kuralları koymaktır. Buna göre inkılap, birinci derecede hukuki bir olaydır.

 

1-1. İnkılabın Özellikleri

a. İnkılap, bir halk hareketidir: İnkılap ani bir olay olmayıp uzun bir süreç içinde gelişir. İnkılabın en önemli özelliği topluma mal edilmesidir. Bir kişiye veya bir zümreye hizmet eden inkılap, gerçek anlamda halk hareketi değildir. İnkılap olayında akıl ve iradenin rol oynaması onun beşeri yönünü, toplum tarafından yapılması da sosyal yönünü ortaya koyar. Türk İnkılabı’nda genelgelerin yayınlanması ve kongrelerin düzenlenmesi, inkılabın topluma benimsetilmesine yöneliktir.

b. İnkılap, mevcut düzeni yıkma olayıdır: Çağın ihtiyaçlarını ve toplumun gereksinimlerini karşılayamayan eski düzenin yıkılmasıdır. Mevcut düzenin yıkılması daha yüksek bir adalete ulaşma ihtiyacı ile yapılır.

c. İnkılap, yıkılan düzenin yerine yeni bir düzenin kurulmasını amaçlar: İnkılap sayesinde eski düzeni temsil eden kurumlar yıkılır. İnkılap kendi kurumlarını getirir.

 

1-2. İnkılabın Safhaları

a. Fikri Hazırlık Safhası: Toplumda değişik fikirlerin geliştiği ve yeni fikirlerin ortaya atıldığı safhadır. Bu safhada düşünürler, filozoflar ve yazarlar fikirlere yön  verir. Gelişmeler halka benimsetilir.

b.İhtilal Safhası: Mücadele (aksiyon) safhasıdır. Türk İnkılabı’nda, bu safhada bir taraftan işgalci devletlerle savaşılırken, diğer taraftan da Osmanlı yönetimine karşı mücadele verilmiştir.

c.Yeni Düzenin kurulması: Yeni bir düzenin kurulmasıyla inkılap başarıya ulaşmış olur. Böylece eski düzenin yerine yeni ve çağdaş bir sistem kurulmuş olacaktır.

İnkılabın amacı, milletin her yönden ilerlemesi ve daha ileri gitmesini sağlamaktır.

 

1-3. Atatürk’ün İnkılap  Anlayışı

Atatürk’e göre inkılap, “Mevcut müesseseleri zorla değiştirmek, son asırlardaki kurumları yıkarak yerine milletin en yüksek medeni icaplarına göre ilerlemesini sağlayacak yeni kurumları kurmaktır.”

 

1-4. Türk İnkılabı’nın Özellikleri

a. Türk inkılabı diriliş ve yenilik hareketidir.

b. Milli bağımsızlık ve milli egemenlik mücadelesidir. Dışarıda işgal güçlerine, içeride sultan ve halifeye karşı birlikte yapılmış bir mücadeledir.

c. Türk milleti’ni Batı’ya, Batı kültürüne ve Batı anlayışına götüren kökten sosyal bir değişikliktir.

d. Türk inkılabı, Türkiye’de Doğu kültürü yerine Batı kültürünü kurmuş, modern zihniyeti getirmiş, milli şuuru ve millet ruhunu uyandırmıştır.

e. Türk İnkılabı, amaç, hazırlanış ve uygulama yönünden diğer inkılaplardan farklıdır. Örneğin Fransız İhtilal’ini hazırlayan fikirler, Fransız yazarlar tarafından hazırlanırken Türk İnkılabı bir doktrin hareketini sonucu olmadığı gibi bir doktrine de bağlı değildir.

f. Türk İnkılabı’nın yeterince teorik ve ideolojik hazırlığı yoktur. Tarihi gelişmeler bu hazırlığa zaman bırakmamıştır.

g. 1789 Fransız ve 1917 Rus İnkılaplarından farklı olarak Türk inkılabı’nda inkılabın hazırlığını yapanlar, fikri yönden olgunlaştıranlar ve onu aksiyon alanında başarıya götürenler aynı kişilerdir. Türk İnkılabı’nda bağımsızlık öğesi daha çok öne çıkmıştır.

h. Türk İnkılabı sonucunda yeni bir devlet ortaya çıkmıştır.

*Türk inkılabı, emperyalist güçlere karşı gelmenin mümkün olduğunu dünyaya ilk defe kanıtladı ve tutsak milletlere bağımsızlık yolunu açtı. Ayrıca donmuş toplumsal kurumların akılcı bir davranışla değiştirilebileceğini de ortaya koydu.

 

BÖLÜM 2: TÜRK İNKILABI’NI HAZIRLAYAN GELİŞMELER

 

1. TÜRK İNKILABI’NI HAZIRLAYAN GELİŞMELER

1-1. Osmanlı Devleti’nin Çöküş Nedenleri

XVII. Yüzyılın sonunda yapılan Karlofça Antlaşması’ndan sonra Osmanlı İmparatorluğu gerileme sürecine girdi. Güç ve teşkilat bakımından tarihte eşine az rastlanan bir devlet olan Osmanlı İmparatorluğu, jeopolitik konumu, yer altı ve yer üstü zenginlikleriyle büyük devletlerin ilgisini çekiyordu. Sağlam temeller üzerine kurulmuş bu imparatorluğun çöküşü iç ve dış etkenlerin bir araya gelmesiyle oldu. Kendisini kurtarmak için xvıı.yüzyılın başında ıslahatlara başlayan Osmanlı İmparatorluğu, batmaktan kurtulamadı. İmparatorluk xıx. Yüzyılın ikinci yarısında toprak bütünlüğünü koruyamadığından Avrupa devletlerinin himayesine girdi. Son yıllarda ise Osmanlı İmparatorluğu’nun varlığı  Avrupalı devletlerin birbiriyle uyuşmasına bağlı hale geldi.

Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünde şu nedenler etkili oldu:

a. Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş nedenlerinden birisi ekonomik gelişmeler ve bu gelişmelere karşı gerekli tedbirlerin alınmamasıdır. İmparatorluk üzerindeki ilk olumsuz etkiyi yeniçağ başlarındaki coğrafi keşifler yaptı. Coğrafi keşifler, Osmanlı İmparatorluğu’na önemli ölçüde gelir getiren ticaret yollarının yön değiştirerek okyanuslara kaymasına neden oldu.Bu durum, geçimini ticaret yollarından sağlayan Anadolu şehir hayatının gerilemesine ve sönmesine neden oldu. Portekizlilerden sonra Hollanda ve İngiltere’nin Asya’ya yerleşmesi Osmanlı deniz ticaretini felç etti. Coğrafi keşifler sonunda Avrupa ekonomik yönden güçlenirken hammadde, değerli maden ve para sıkıntısı çeken Osmanlı İmparatorluğu ekonomik krize girmiştir.Osmanlı üzerine en büyük etkiyi kapitülasyonlar yaptı. Başlangıçta Osmanlı İmparatorluğu’na siyasi ve ekonomik kazanç sağlayan kapitülasyonlar  özellikle xıx.yüzyılda Avrupalı devletlerin istismarına yol açtı. Başlangıçta süreli olarak verilen kapitülasyonlar xvııı.yüzyılda sürekli hale geldi. İngilizlerle yapılan Balta Limanı Antlaşması’yla imtiyazlar genişledi. Osmanlı İmparatorluğu Avrupa’nın açık pazarı haline geldi ve bağımsız dış ticaret politikasından vazgeçti. Sonuç olarak kapitülasyonlar sermaye birikimine ve yatırıma imkan bırakmamıştı. Bu olumsuzlukların sonucunda Osmanlı İmparatorluğu, tarihinde ilk defa İngiltere’den borç aldı (1854). İmparatorluk borçlarını ve faizlerini ödeyemeyince  Avrupalı devletler Düyun-u Umumiye(Genel Borçlar) idaresi’ni kurdu (1881). Bu kurul Osmanlı gelirlerine el koydu.İmparatorluğun ekonomik dengelerinin bozulması, yönetimde,devlet kurumlarında sosyal ve kültürel yapıda etkili olmuş,her alanda gerileme ve çöküşe neden olmuştur.

b.Yeniçerilerin ve Tımarlı sipahilerin bozulması ve kuruluş amaçlarından uzaklaşmaları Osmanlı İmparatorluğunun çöküşünde etkili oldu. Tımar sisteminin bozulması ekonomik yapıyı ve orduyu etkiledi. Ordunun zayıflaması iç isyanları ve toprak kayıplarını hızlandırmıştır.

c. Osmanlı İmparatorluğu birçok milletten oluşuyordu. Avrupalı devletlerin imparatorluk içindeki azınlıkları kışkırtmaları ve desteklemeleri milliyetçilik isyanlarına neden oldu. Bu isyanlar sonucunda imparatorluktan ayrılmalar başladı ve bu gelişmeler çöküşte çok önemli rol oynadı.

d.Avrupalılar yeniçağın başlangıçında Rönesans ve Reform hareketlerini gerçekleştirerek değişim ve ilerleme sürecine girdiler. Bilim, teknik, düşünce  diğer alanlarda ilerleyen Avrupa’yı Osmanlı İmparatorluğu takip edemedi. Bu da çağın gerisinde kalmasına dolayısıyla çöküşüne neden olmuştur.

e. Rusya’nın emperyalist politikası İmparatorluğun dağılmasının temel nedenlerinden birini oluşturdu.

f. İmparatorluğun bünyesinde, Devlet niteliğinde ve idari teşkilatında görülen aksaklıklar ve modern hayatın icaplarına uyulmaması gerileme ve çöküşte etkili olmuştur.

 

1-2. Osmanlı Devleti’ni Kurtarma Çabaları

Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünü hazırlayan etkenler daha çok XIX. yüzyılda ortaya çıktı. Bu  kötü gidişi önlemek için devlet adamları ve aydınların etkisiyle bir takım ıslahatlar yapıldı ve bazı fikir akımları doğdu. İmparatorluğu kurtarma çabalarını iki bölümde inceleyebiliriz:

1-2-1. Tanzimat Öncesi Islahat Hareketleri

Osmanlı İmparatorluğu XVII. yüzyılda kurumlarında ilk ıslahatları yaptı. Bu dönemde Avrupa’nın üstünlüğünü kabul etmediğinden yapılan ıslahatlarda Avrupa’dan etkilenilmedi. Ancak XVII. yüzyılda alınan mağlubiyetler sonunda  Avrupa’nın her alanda kendisinden ileri olduğunu kabul eden İmparatorluk, kapılarını Avrupa’ya açtı. Osmanlı İmparatorluğu ilk defa Lale Devri’nde (1718-1730) Avrupa’nın etkisiyle ıslahatlara başladı. XVIII. yüzyılda yapılan ıslahatlarda daha çok Avrupa’nın askeri yönü etkili oldu. Devlet adamları bozulmayı ve mağlubiyetleri ordunun bozulmasında aradılar. Kurumların, işlevini yerine getirip getirmediği fazla dikkate alınmadı. Toplum ve kurumların ilk defa yoğun bir şekilde ele alınması, III. Selim döneminde Nizam-ı Cedit ıslahatlarıyla oldu.

III. Selim, savaş tekniği, kurumlarda düzenleme, eğitim ve öğretim alanlarında Batı’yla entegre çalışmalar yaptı. Batı’ya ekonomik, ticari, askeri vd. alanlarda açılmayı planlayan padişah bir yandan da denge politikası izleyerek imparatorluğu ayakta tutmaya çalıştı.

İmparatorluğun basit tedbirlerle kurtarılamayacağını anlayan II. Mahmut, ıslahatlara karşı çıkan Yeniçeri Ocağı’nı kaldırarak geniş bir ıslahat çalışmasına girdi. Türkiye’nin modernleşmesinde rol oynayan II. Mahmut devri ıslahatlarının temel amacı sarsılan devlet otoritesini kurtarmak ve merkezi otoriteyi güçlendirmekti. Bu amaçla Batı’dan bazı kurum ve kurallar alındı. II. Mahmut, imparatorluğu çöküntüden kurtarabilmek için idari, askeri, ekonomik ve kültürel alanlarda ıslahatlar yaptı. Avrupa’dan faydalanmak için ilk defa Avrupa’ya öğrenci gönderdi. Ancak bu dönemde halkın toprak, sanayi ve ticaret ile ilgili faaliyetlerinde düzenlemeye gidilemedi.

Halkın durumunun iyileştirilmemesi ıslahatların tabansız kalmasına neden oldu. İmparatorluktan kopmaları önlemek için bu dönemde Osmanlıcılık politikasına önem verildi.

            1-2-2.Tanzimat Dönemi ve Sonrası Islahatlar

 3 Kasım 1839’da padişahın tek taraflı olarak ilan ettiği Tanzimat Fermanı’nın ana  haklardan ve onun teminatından bahsetmesi hukuk devleti anlayışı yönünde atılmış bir adımdır. Bu ferman, değişikliğin başlangıcı olmuştur. Tanzimat Fermanı’yla Batılılaşma sistemleştirilmeye başladı.

Tanzimat Fermanı’nın ilanıyla Avrupalı devletlerin desteği sağlanarak Mısır sorunu halledilmiş ve Boğazların kapalılığı kabul edilmişti. Ayrıca Kırım Savaşı’nda Avrupalı devletler Rusya’ya karşı Osmanlı İmparatorluğunun yanında yer aldılar.Ancak bu ferman Avrupalı devletlerin Osmanlı İmparatorluğunun içişlerine karışmasına yol açtı.

Osmanlı İmparatorluğu Avrupalı devletlerin müdahalelerini önlemek,azınlıkların isteklerini gerçekleştirmek amacıyla Islahat Fermanı’nı ilan etti (1856). Ancak ferman Hıristiyan azınlıklardaki millileşme ve laikleşme sürecini başlatmak ve Avrupalıların imparatorluğun içişlerine karışmalarını kolaylaştırmaktan başka bir işe yaramadı.

 Osmanlı İmparatorluğu, Avrupalı devletlerin iç işlerine karışmasını ve Hıristiyan azınlıkların imparatorluktan ayrılmasını engellemek için Mithat Paşa’nın hazırladığı I. Meşrutiyet’i II. Abdülhamit’in padişahlığı döneminde ilan etti. (1876). Böylece Müslüman ve gayrimüslim halk padişahın yanında ilk defa yönetime katıldı. Bu dönemde ilk anayasa yapıldı ve azınlıkların temsilcileri de meclise girdi.

1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı başladıktan sonra padişah bu meclisi kapattı. (14 Şubat 1878). Bu kararın alınmasında Meclisin etnik yapısının Meclis çalışmalarını etkilemesi özellikle etkili olmuştur.

*Tanzimatla beraber ortaya çıkan başarısızlık yeni düşüncelerin gelişmesine neden oldu. Yeni Osmanlılar (Genç Osmanlılar) denilen aydınlar meşrutiyet düşüncesini savunmaya başladılar. Sonuçta 1876’da ilk anayasa ilan edilerek meşrutiyet dönemi başladı.

II.Abdülhamit yönetimine karşı ise İttihat ve Terakki Partisi kuruldu.1889’da kurulan İttihat ve Terakki  yurt içinde ve yurt dışında genişlemiş, jön Türklerin Paris grubunu da içine almıştır.

İttihat ve Terakki’nin amacı Kanun-u Esasi’nin (anayasanın) yürürlüğe konulmasını, Osmanlı Mebuslar Meclisi’nin açılmasını sağlamaktı. Parti, 1908’de Rumeli’de büyük bir silahlı ayaklanma hareketine girişti. Ayaklanma bastırılamadığı gibi 23 Temmuz 1908’de Manastır, Selanik ve Rumeli’de hürriyet ilan edilmiş, bunun sonucu olarak II. Abdulhamit, Kanun-u Esasi’yi yeniden yürürlüğe koymuştur.

 

II. Meşrutiyet’in ilanı (24 Temmuz 1908)

XX.yüzyıl başlarında Makedonya’daki gelişmeler, Balkanlardaki bunalımı arttırdı. Rusya ile İngiltere Reval’de bir araya gelerek Osmanlı İmparatorluğu ile ilgili bazı konularda karara vardılar (1908).Bu konular;

a. Osmanlı İmparatorluğu’nun durumu

b. Boğazlar meselesi

c. Balkanların geleceği

Görüşmeler  sonunda İngiltere ve Rusya Makedonya’da ıslahat yapılması gerektiğini açıkladılar. Memleketin iç ve dış sorunlarıyla ilgilenen ittihat ve Terakki Partisi güçlenmişti. Reval Görüşmesi’nden dolayı telaşlanan İttihatçılar (Genç Türkler), İngiltere ve Rusya’nın imparatorluğu parçalayacağını düşündüler ve bunu önlemek için II. Meşrutiyet’in ilan edilmesi gerektiğini ileri sürdüler. İttihatçılardan önce Niyazi Bey, sonra da Binbaşı Enver Bey ayaklanarak dağa çıktılar ve üzerlerine gönderilen kuvvetleri yendiler. Rumeli’de veliahta biat edilerek İstanbul’a yürüyeceklerine dair telgraflardan sonra II. Meşrutiyet ilan edildi (1908). II. Meşrutiyetin ilan edilmesine rağmen beklenen faydalar gerçekleşmedi. Çünkü İttihatçıların Meclis-i Mebusan’ın açılmasından başka ciddi bir hazırlığı yoktu. Bu nedenle bir çok konuda görüş ve karar birliği sağlanamadı.

 

 

 

 

II. Meşrutiyet’in İlanının Sonuçları

a. Meşrutiyet yönetiminin ilk günlerinde iktidar boşluğu ve geçiş döneminin kargaşası bazı devletlerin işine yaradı.

Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti.

-Avusturya-Macaristan Berlin Antlaşması’na göre yönetimi altında tuttuğu Bosna-Hersek’i topraklarına kattı.

-Girit, Yunanistan’a bağlanma kararı aldı.

b. Bu dönemde ilk siyasi partiler kurularak faaliyet gösterdiler. Bu partilerin başlıcaları; İttihat ve Terakki Partisi, onun rakibi Ahrar (Hürler) Partisi ve İttihatçıların amansız düşmanı Hürriyet ve İtilaf Fırkası idi. Bu partiler sayesinde tarihimizde parlamenter sistemin ilk denemeleri yapıldı.

c. II. Meşrutiyet’in ilanından sonra yapılan seçimlerde İttihat ve Terakki Partisi en güçlü siyasi teşkilat haline geldi. Yönetimi doğrudan ele almayan İttihatçılar, dışarıdan müdahaleyi tercih ettiler. Meşrutiyete karşı olanlar İttihat ve Terakkiye karşı olan partilerin bünyesine girerek halkın dini duygularından da faydalanarak halkı isyana teşvik ettiler. Bu arada bazı subaylar da İttihatçılara karşı tavır aldılar. İttihatçıların milli bir politika izleyeceğinden çekinen bazı Avrupa devletleri isyancıları desteklediler. Bu gelişmeler sonunda İstanbul’da avcı taburlarında askerler isyanı başlattılar (13 Nisan 1909). 31 Mart Olayı’nın başlamasından sonra isyancılar sadrazam ve meclis başkanının istifasını istediler, bazı İttihatçıları öldürdüler ve gazete binalarına saldırdılar. II. Abdülhamit isyanı bastırmaya çalıştıysa da sonuç alınamadı.

 Komutanlığını Mahmut Şevket Paşa’nın, Kurmay Başkanlığını Mustafa Kemal’in yaptığı “Hareket Ordusu” Selanik’ten İstanbul’a gelerek 31 Mart İsyanını bastırdı. Bu isyanın bastırılmasından sonra padişahın yetkileri sınırlandırıldı, Kanun-u Esasi’de değişiklikler yapıldı ve II. Abdülhamit tahttan indirilerek yerine V. Mehmet Reşat tahta çıkarıldı (1909).

 * 31 Mart Olayı Türk tarihinde rejime karşı yapılan ilk isyan hareketidir. Daha önceden yapılan isyanlar (Patrona Halil, Kabakçı v.s.) şahıslara karşı yapılmıştır.

 

2. DÜŞÜNCE AKIMLARI

 Osmanlı Devleti’nin çöküş devrine girmesi, çeşitli düşüncelerin ortaya çıkmasına neden oldu. Bu görüşler, küçük çapta birer doktrin özelliği gösterir. Özellikle II. Meşrutiyet dönemindeki serbest ortamda tartışılan düşünceler, Cumhuriyet devrinin fikri laboratuarını oluşturmuştur.

           

 2-1. Osmanlıcılık

  Fransız İhtilali, milliyetçilik fikrinin yayılmasına neden oldu. XIX. yüzyıl başında Osmanlı ülkesine de  ulaşan bu fikirler sonucunda ilk defa Sırplar, ardından Yunanlılar yönetime karşı isyan ettiler. Azınlık unsurların Osmanlı İmparatorluğu’ndan ayrılma istekleri ve bu uğurda çıkardıkları isyanlar, Osmanlı aydınlarını yeni çareler aramaya sevk etti. Böylece Tanzimat Dönemi’nde (1839-1876) Osmanlıcılık düşüncesi doğdu. Genç Osmanlılar adıyla kurulan cemiyet, bu düşüncenin savunuculuğunu yaptı. Anayasa yapılması, Meclisin açılması gibi görüşler geçerlilik kazandı. Bu görüşü savunanlar, Osmanlı ülkesinde dil, din ve ırk bakımından hiçbir ayrım yapmadan herkese aynı hak ve yetkilerin verilmesini, böylece Osmanlı toplumunda tam bir dayanışma ve kaynaşma gerçekleşeceğini ileri sürüyorlardı. Devletin yıkılmasını önlemek, azınlıkların isyanlarını sona erdirmek ancak bu şekilde gerçekleşebilirdi. Kanun-u Esasi’nin ilanı,parlamento’nun kurulması ve meşruti idarenin gerçekleşmesi Genç Osmanlı’ların zaferidir.Ancak Osmancılık görüşü,cağın ihtiyaçlarına ters düştüğünden ve Milliyetçilik düşüncesine değer vermediğinden başarısızlığa uğramıştır. Osmanlıcılık fikri 1878 Berlin Antlaşması’yla zayıflamış, Balkan Savaşları’yla da etkisi azalmıştır.

       

2-2. İsIamcılık

İslâmiyet’in yüksek değerlerine yeniden ulaşarak imparatorluğun varlığının devam ettirilmesini amaçlayan düşünce tarzıdır. Bütün Müslümanlar arasında birliğin kurulmasını hedefleyen bu düşünce, 1.Meşrutiyetin sonlarına doğru büyük bir gelişme göstermiştir. İmparatorluğun parçalanması tehlikesi karşısında Müslüman unsurları birlik ve beraberlik içinde tutmak amaçlanmıştır. İslami kuralların tamamen uygulanması halinde İmparatorluğun kurtarılacağına inanılmıştır. İslamcılık 19.yüzyılın sonlarına doğru devletin resmi politikası olacak kadar önem kazandı.11.Abdulhamit,İngiltere ve Rusya’nın hakimiyetleri altında yaşayan Müslümanları bu devletlere karşı kullanmaya çalıştı.

M. Akif, Sait Halim Paşa, Cemalettin Afgani, M.Şemsettin, Musa Kâzım gibi kişiler tarafından savunulan bu görüşte batının bilim ve teknolojisinin alınabileceği, fakat devlet, hukuk, toplumsal gelenek ve eğitimde İslamiyet’in egemen kılınması savunulmuştur. Ancak Müslümanların durumu bütün dünyada hiç iç açıcı değildi.Hatta 1.Dünya Savaşında Osmanlı Halifesi “Cihat Fetvası” yayınladığı halde fazla bir etkisi olmamıştır. Arapların Türk askerlerini arkadan vurmaları, Devletin bütünlüğünü korumada İslâmcılık düşüncesinin başarılı olmadığını göstermektedir.

Bu durumun nedenleri şunlardır:
  1   2   3   4   5   6   7   8

sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

“Mevcut müesseseleri zorla değiştirmek, son asırlardaki kurumları yıkarak yerine milletin en yüksek medeni icaplarına göre ilerlemesini sağlayacak yeni kurumları kurmaktır.” iconYÜkseköĞretim kurumlari biLİmsel araştirma

“Mevcut müesseseleri zorla değiştirmek, son asırlardaki kurumları yıkarak yerine milletin en yüksek medeni icaplarına göre ilerlemesini sağlayacak yeni kurumları kurmaktır.” iconProgramı : Sağlık Kurumları Yönetimi

“Mevcut müesseseleri zorla değiştirmek, son asırlardaki kurumları yıkarak yerine milletin en yüksek medeni icaplarına göre ilerlemesini sağlayacak yeni kurumları kurmaktır.” iconY ÜkseköĞretim kurumlari etik değer ve ilkeleri

“Mevcut müesseseleri zorla değiştirmek, son asırlardaki kurumları yıkarak yerine milletin en yüksek medeni icaplarına göre ilerlemesini sağlayacak yeni kurumları kurmaktır.” iconYks (Yükseköğretim Kurumları Sınavı) Nedir?

“Mevcut müesseseleri zorla değiştirmek, son asırlardaki kurumları yıkarak yerine milletin en yüksek medeni icaplarına göre ilerlemesini sağlayacak yeni kurumları kurmaktır.” iconERİŞKİn hastanesi YÜkseköĞretim kurumlari hacettepe üNİversitesi

“Mevcut müesseseleri zorla değiştirmek, son asırlardaki kurumları yıkarak yerine milletin en yüksek medeni icaplarına göre ilerlemesini sağlayacak yeni kurumları kurmaktır.” iconMİLLÎ EĞİTİm bakanliği ortaöĞretim kurumlari yönetmeliĞİ

“Mevcut müesseseleri zorla değiştirmek, son asırlardaki kurumları yıkarak yerine milletin en yüksek medeni icaplarına göre ilerlemesini sağlayacak yeni kurumları kurmaktır.” icon1- atık su Arıtma Tesisleri (Yerel Yönetim Kurumları)

“Mevcut müesseseleri zorla değiştirmek, son asırlardaki kurumları yıkarak yerine milletin en yüksek medeni icaplarına göre ilerlemesini sağlayacak yeni kurumları kurmaktır.” icon1- atık su Arıtma Tesisleri (Yerel Yönetim Kurumları)

“Mevcut müesseseleri zorla değiştirmek, son asırlardaki kurumları yıkarak yerine milletin en yüksek medeni icaplarına göre ilerlemesini sağlayacak yeni kurumları kurmaktır.” icon1- atık su Arıtma Tesisleri (Yerel Yönetim Kurumları)

“Mevcut müesseseleri zorla değiştirmek, son asırlardaki kurumları yıkarak yerine milletin en yüksek medeni icaplarına göre ilerlemesini sağlayacak yeni kurumları kurmaktır.” iconMİLLÎ EĞİTİm bakanliği ortaöĞretim kurumlari yönetmeliĞİ


kullanım kılavuzu





© 2000-2018
kişileri
kilavuzu.com
.. Ev